Yenilenebilir Bölgesel Isıtma ve Soğutma
Birçok ülke yenilenebilir enerji kullanımını bölgesel ısıtma ve soğutma sistemleri ile önemli miktarda arttırabilir. Merkezi ısıtma ve soğutma için yenilenebilir enerji kaynaklarına doğru dönüşüm artan kentsel enerji ihtiyacını karşılamada, verimliliğin arttırılmasında, emisyonların düşmesinde ve uygun maliyetli sıcaklık kontrolünde yardımcı rol üstlenebilir. Doğru koşullar sağlandığında, bölgesel ısıtma ve soğutma konut ve ticari binalar için uygun maliyetli ve enerji verimli bir seçenektir. Fakat, mevcut durumda bölgesel ısıtma ve soğutma ağırlıklı olarak kömür ve doğalgaz gibi fosil yakıtlı kaynaklardan sağlanmaktadır. Mevcut sistemlerin geliştirilmesi ve (biyoyakıt, güneş ve jeotermal gibi teknolojileri kullanan) yeni ısı dağıtım şebekelerinin oluşturulması için kayda değer bir potansiyel bulunmaktadır. Böylelikle, enerji güvenliği, insan sağlığı ve iklim değişikliği önlemede önemli oranda fayda sağlanabilmektedir.
Yalnızca birkaç ülke yenilenebilir enerji kaynağı potansiyelini bölgesel ısıtma ve soğutmada kullandı veya bu konuda politikalar oluşturdu. Danimarka, İsveç ve İsviçre yenilenebilir kaynaklı bölgesel ısıtma hususunda destekleyici politikaya sahip ülkelerdir. Azimli bir karbonsuzlaştırma politikasına sahip Danimarka halihazırda bölgesel ısıtma ve soğutma sistemlerinde yüksek oranda yenilenebilir enerji payına sahiptir. Bunun dışında, yenilenebilir bölgesel ısıtma ve soğutma birçok ülkede hak ettiği pozisyonda bulunmamaktadır.
Gelecekte bu tarz
sistemlerin daha da gelişmesi için bölgesel ısıtma ve soğutmada yenilenebilir
enerji potansiyelinin, maliyet ve avantajları da göz önünde bulundurulacak
şekilde, iyice anlaşılması gerekmektedir.
Bu çalışma ile
dokuz ülkede yer alan yenilenebilir bölgesel ısıtma ve soğutma sistemlerinin
mevcut durumu incelenecektir. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (EN: International
Renewable Energy Agency – IRENA) tarafından sağlanmış geniş çaplı yol haritası
(REmap) ile uyumlu olarak dokuz ülkedeki bu sistemlerde 2030’a kadar yenilenebilir
kullanımının güçlendirilmesi göz önünde bulundurulacaktır. Bunun için
yenilenebilir kaynakların potansiyeli, maliyetleri, faydaları ve yatırımları nicelik
olarak belirlenecektir. REmap programı ile 2030 yılına kadar dünya enerji
kullanımında yenilenebilir enerji payının kullanımının ikiyi katlanması
planlanmaktadır. Birlikte, 2015 yılı verilerine göre, dünya toplam bölgesel
ısıtma ve soğutma enerji kullanımının %40’ını oluşturdukları göz önünde
bulundurularak; Çin, Danimarka, Almanya, Polonya, İsviçre, Japonya, ABD, Kuveyt
ve Birleşik Arap Emirlikleri bu incelenecek ülkelerdir. Bu ülkeler, soğuk ve
sıcak iklim, yüksek ve düşük nüfus yoğunluğu ve enerji talebinin tarihsel
gelişiminde çeşitli değişim göstererek örnek teşkil edecek yapıdadır. Ayrıca, bu
ülkeler mevcut bölgesel ısıtma ve soğutma kullanımları, yenilenebilir enerjinin
payı oranında, yenilenebilir kaynaklı bölgesel ısıtma ve soğutma için sahip
oldukları mevcut politika ve planlar bakımından farklılıklar göstermektedir. IRENA,
ulusal bilirkişiler ve diğer güvenilir üçüncü parti kaynaklardan (proje
geliştirme uzmanları, teknoloji lisans uzmanı ve diğer alakalı paydaşlar) elde
ettiği verilerle, her bir market için 2030’a değin teknoloji seçeneklerini
değerlendirmiştir. 21 farklı projeden derlenen vaka çalışmaları baz alınarak
yenilenebilir bölgesel ısıtma ve soğutmanın uygulaması ile alakalı gerçek
deneyimin içyüzü ortaya çıkarılmıştır. İlgili vaka çalışmaları ile politika oluşturma
ve proje gelişim imkanları ile beraber mevcut olan engeller detaylı bir şekilde
irdelenmiştir. Bu bilgiden yola çıkarak, mevcut çalışma ile yenilenebilir
enerjinin bölgesel ısıtma ve soğutmada kullanımını arttırmak maksatlı ulusal ve
şehir politika belirleyicileri için ana faaliyet adımları belirlenmiştir.
Kaynak
IRENA, Renewable energy in district heating and cooling: A sector roadmap for Remap. https://www.irena.org/publications/2017/Mar/Renewable-energy-in-district-heating-and-cooling
Yorumlar
Yorum Gönder